Bir Avuç Gökyüzü
“Umudun kapıları küçüktür”
Hiç
düşündünüz mü? Mavi bir gökyüzü, sonbahardan kalma sarının her tonunu
barındıran bir koruluk ve deniz sahilin bir resim gibi ince ayrıtlıları
dahi atlamadığı. Peki yaşamak nasıl bir kaygı, büyük metropol
şehirlerde hayatın dumanı, kir ve koca günleri hararetli bir saklambaç
oyunu gibi takvimlerden silen zaman.
Düşler pazarda satılmaz
ve umudun kapıları küçük! Ne kadar mı? Bir çocuğun avucu kadar! İşte
buna sebeptir gelecek için halen umudu insanlar el ele verip “Küçük
Eller” yardım kampanyasını başlatmışlar. “Bir Avuç Gökyüzü” ve o
maviliğe bir güneş doğurmak için.
“Küçük Eller” ne bir dernek
nede bir her han gibi bir tüzel kişilik. Tamamen duyarlı insan
inisiyatifi ile vücut bulmuş ve karanlıkta gökyüzüne yani geleceğimiz
çocuklarımıza bir parça olsa da güneş olabilme umudu ile yolla çıkmış
senden benden toplumda her gün sokakta görebileceğimiz insanlar. Yani
onlar bizleriz.
Türkiye’de yüz binlerce çocuk okuyamıyor, yüz
binlercesi sokakta, yüz binlercesi ekmeğe muhtaç ve yüz binlercesi
yaşıtlarından farklı bir hayat sürmek zorunluluğunda. Yaşamak için
kırmızı ışıkta cam silmek, ayakkabı boyamak ve benzeri ikinci sınıf
işlerde sosyal güvenceli olmaksızın bilinmezliğe kürek çekmekteler.
Sokakta burun kıvırdığımız, gördüğümüzde korkular içinde yol
değiştirdiğimiz ve hatta görmezden geldiğimiz, onların varlığından
utandığımız kayıp gençlerimiz tinerciler, madde bağımlıları, ne yazık
ki bunları biz yetiştirdik. Sonrada hayatın bütün sorumluluğun onları
sorumlu tutup dışlamayı yani kolay yoldan deşifre etmeyi tercih ettik.
Şimdi ben gazeteci yazar ve şair Murat Gevrek olarak size yalvarıyorum;
bir kuşağı daha benim kuşağım gibi tinerci ve madde bağımlısı olarak
yetiştirmeyelim. “Küçük Eller” bizi bekliyor “Bir Avuç Gökyüzü” için.
Çocuklarımız
Yalnızlıkları isimsiz
Kısa pantolonlu;
Ve sebepsiz bakışlı çocuklarımız
Binleri sokakta
Ellerini tutsan ağlayacaklar
Bulutları siper edip bir bir
Gök kuşağının altından geçecekler
Binleri sokakta
Gözlerine dokunsan anlamayacaklar
Ihlamur kokuyor onlar
İkindi namazlarında
Çocuklarımız…
Utangaç gözleri
Sesiz yalanları…
Binleri sokakta
Oyun oynayan yürekleriyle çocuklarımız
Varoşlarda çay teminde
Köprü altında
Damıtılmış afyon tadında
Dudaklarına gözlerini düşürmüş…
Binleri sokakta
Bandırasız gemiler gibi
Elleri ceplerinde
Bizim çocuklarımız
Tebeşir nezlesi olan zaman zaman
Her zaman unutulan
Gün gelecek güneşi getirecek
Çocuklarımız…
Binleri sokakta
Ellerini tutsan ağlayacak
Gözlerine dokunsan anlamayacaklar
Sorsan yalnızlığı anlatacaklar
Bizim çocuklarımız
Binleri sokakta…
Saygılarımla m. gevrek